Masum Şampuanlar

shampoo hair

Şampuanlarda en çok kullanılan zararlı kimyasallar paraben, SLES, SLS, silikon ve yapay renklendiriciler.

Kişisel bakım ürünlerinin içindeki zararlılarla ilgili daha detaylı bilgi için şu yazıma bakabilirsiniz.

Piyasada rahat ulaşabileceğiniz, içeriğindeki maddelerle insan sağlığına ve çevreye zararını en aza indirgeyen, bir de yerli üretim olduğu için karbon ayak izi daha ufak olan ürünlerden benim denediğim ve henüz gözüme çarpanlar şunlar, bu listeyi yenilerini keşfettikçe güncelleyeceğim tabii:

Dalan d’Olive Zeytinyağlı Şampuan

dalan şampuan

Dalan, zeytin diyarı Ege Bölgesi’nin köklü üretici firmalarından birisi… Dalan d’Olive olarak piyasaya sürdüğü ürün serisinde bulunan zeytinyağlı şampuan, tartışmalı birçok kimyasal maddeyi içermiyor.

Hacim veren, renk koruyucu, kepek karşıtı gibi farklı çeşitleri de var. Ben hacim verenini kullanıyorum, pek de memnunum, en azından birçok benzeri üründe (yabancı ürünlerden bahsediyorum) başıma gelen kepeklenme, kuruluk gibi sorunları yaşamadım. Ama tabii herkesin saç tipi ve hassasiyetleri farklı, o yüzden deneyin ve kendiniz görün derim…

Dalan d’Olive şampuanın içeriğindeki tüm maddeleri ayrı ayrı araştırdım, insan sağlığı açısından tartışmalı olan tek madde Methylisothiazolinone. Bu maddenin deri için alerjik ve bağışıklık sistemine zararlı olabileceğini iddia eden bazı araştırmalar olduğunu belirtelim. Bir de aldığınız standart şampuanların içindekilere bir göz atın, bakalım neler göreceksiniz!!!

Organicum

organicum sampuan
Organicum, ICEA (Etik ve Çevresel Sertifikasyon Enstitüsü) tarafından %100 organik sertifikasına sahip. İçeriğinde, insan sağlığına ve çevreye zararı açısından yüksek risk taşıyan bir madde yok. Paraben, boyar madde, sentetik ekstrakt, SLS, SLES, EDTA, lanolin, parafin (Mineral Oil, Petrolatum), hayvansal yağlar ve silikon içermiyor.

Kuru/normal, yağlı ve boyalı saçlar için ayrı şampuanları var, bir de saç bakım ürünleri. Farklı ürünlerinde bazı içerikler değişiyor. Ben yağlı saçlar için olan şampuanını kullanıyorum, bu ürünün içinde söylediğim gibi yüksek risk taşıyan bir zararlı yok. Ama mesela saç kremi ürününde Methylisothiazolinone olduğu dikkatimi çekti. Alacağınız ürünün içindeki, kişisel bakım ürünlerinde sık kullanılan zararlı maddelerin oranına dikkat ederek kendi tercihinizi yapabilirsiniz. Markanın ayrıca güneş koruyucu, bebek ve cilt bakım ürünleri de bulunuyor.

Organicum ürünlerini internet üzerinden sipariş edebiliyorsunuz, piyasada ise sadece eczanelerde satışı yapılıyor, hangi eczanelerde bulabileceğinizi şuradan görebilirsiniz.

 

 

Doğal ve Yerli Üretim Diş Macunu

etam cru oslo

Resim: Etam Cru

Türkiye’de etik ürün araştırmasına girişince gün geçmiyor ki insan hayretlere düşmesin! Bu sefer hayrete düşüren de, doğal ve yerli üretim diş macunu çeşitlerinin var ama yok olması! Nasıl mı?

Zararlı kimyasallar içermeyen ve yerli üretim olan bir diş macunu arayışına girmek uzun zamandır aklımda olan bir şeydi. Bir süre evde diş macununu kendim yapmayı denemiştim, bununla biraz idare ettik ama henüz kullanımı pratik ve etkisi daha kalıcı bir tarif yakalayamadım, belki de ben yapmayı becerememişimdir…

Piyasadaki diş macunlarının çoğu, paraben, PEG, SLES, triclosan gibi tartışmalı kimyasallar içeriyor. Kanser arttırıcı ve sinir sistemi üzerinde olumsuz etkileri, nefes darlığı veya ciltte tahrişe yol açma gibi farklı sebeplerle bilimsel olarak tartışılan bu kimyasallarla ilgili daha detaylı bilgiye bu yazıdan ulaşabilirsiniz.

Bu zararlıları içermeyen etik bir diş macunu arayışı içinde, bir sonuç alamayacağımı bilsem de, önce yakınımdaki marketleri dolaştım, sonra kişisel bakım mağazalarına baktım, buralarda belli başlı zararlıları içermeyen diş macunları var, Sensi-Relief veya Rossmann’ın bazı Perlodent ürünleri gibi. Ama bunlar tabii ki ithal ürünler! İthal ararsanız seçenek çok, Apifarm, Bioplante, Lavera, Sante, R.o.c.s. gibi yabancı markaların katkısız  diş macunlarına organik ürünler satan internet sitelerinden ulaşmak mümkün…

Fakat, eczanelerde ve internette biraz soruşturunca, aslında yerli seçenekler olmasına rağmen, piyasada bunlara ulaşmanın kolay olmadığı ortaya çıktı!

Peki, hem zararlı katkı maddesi içermeyen, hem de yerli üretim olup karbon ayak izi ufak olan, henüz az sayıdaki bu diş macunlarına nasıl ulaşabiliriz?

İnternette veya bazı eczanelerde bulabileceğiniz birkaç yerli ürün seçeneği var. Bu ürünlerin henüz geniş çaplı dağıtımlarının olmaması ulaşmayı da zorlaştırıyor ama etik tüketicilerden talep geldikçe belki bu gibi ürünleri piyasada daha çok görmeye başlarız.

DK Dent Diş Macunu

Eczanelerde satışı yapılan DK Dent marka diş macunu, 2006 yılında kurulan Ezel Kozmetik’in kilin doğal faydalarını kozmetik ürünlerle birleştiren markası Dermokil’in bir ürünü… DK Dent diş macunu, florür, SLS, yapay tatlandırıcı, boya, paraben veya triclosan gibi tartışmalı kimyasalları içermiyor.

Bu ürünün özelliği, bitkisel içeriğinin yanında mineral açısından zengin olan kil de içermesi. Silika, magnezyum, demir, sodyum, potasyum gibi değerli mineraller içeren kil, dişler için iyi bir temizlik ve bakım sağlayıp, plak oluşumunun önlenmesine yardımcı oluyor.

Ürünün satıldığı eczanelerin detaylı listesini web sitesinde bulabiliyorsunuz.

Corexyl Diş Macunu ve Epinafol Diş Macunu

İki yerli üretim katkısız diş macunu daha…

Aslında 1980 yılından beri üretim yapan SPC Kozmetik’in doğal diş macunu ürünlerine de ancak biraz araştırma yapınca ulaşabiliyorsunuz. Çünkü bu ürünlerin piyasada geniş dağıtımı yok, daha çok yabancı piyasa odaklı üretiliyor.

İnternette n11.com üzerinden satışı yapılmaya başlanan bu diş macunlarının birçok çeşidinde paraben, sorbat, benzoat, triclosan veya formaldehit gibi kimyasallar bulunmuyor.

Detaylı bilgi için web sitesine bakabilirsiniz.

Naturalive Diş Macunu

Naturalive, 2009 yılından beri kozmetik alanında üretim yapan Natural Yaşam Ürünleri’nin bir ürünü…

Bu diş macunu da, SLS, paraben, formaldehit, triclosan, florür, boya ve yapay tatlandırıcı içermiyor. İçeriğindeki misvak, propolis ve çay ağacı yağının antibakteriyel özellikleriyle diş eti hastalıklarına ve bakterilere karşı doğal koruma sağladığı söyleniyor.

Bu ürüne bildiğim kadarıyla sadece internet üzerinden ulaşabiliyorsunuz.

Çevre Dostu Tuvalet Kağıdı

surdurulebilir tuvalet kagidi

“Tuvalet kağıdında dikkat edilecek ne olabilir?” diye düşünenler mutlaka çıkacaktır. Ben “Bu da mı?” diyen birkaç kişiye rastladım 🙂

Evet, çevre dostu olan ve olmayan tuvalet kağıtları var.

Nasıl mı?

Sürdürülebilir orman yönetimini destekleyen ve üretimde kullanılan selülozu sertifikalı tedarikçilerden temin eden üreticiler var. Sürdürülebilir ormanlarda sadece endüstriyel amaçlı yetiştirilen ağaçlar bulunuyor, var olan ormanlar selüloz üretimi için yok edilmiyor.

Çoğu marketin raflarında bulabileceğiniz iki geçer not alan ürün var benim fark ettiğim:

Selpak Tuvalet Kağıdı

“Selpak Yarınlara Söz Veriyor” sloganıyla üretilen Selpak tuvalet kağıdının “Çevre Dostu Ürün” ödülü bile var. Sadece sürdürülebilir ormanlardan edinilen selüloz sebebiyle değil, aynı zamanda doğada kısa sürede çözünen ambalaj kullanımı ve tuvalet kağıdının ortasında bulunan karton borunun saf selüloz yerine %100 geri dönüştürülmüş kağıttan üretilmesi sebebiyle de çevre dostu bir ürün…

Geri dönüştürülemeyen plastiğin zararları say say bitmez, ama ben yine de şu yazımda biraz anlatmaya çalıştım. Şu kadarını söyleyelim, standart plastik ambalaj malzemeleri doğada 200 ile 1000 yıl arasında çözünüyor, Selpak tuvalet kağıdının ambalajında kullanılan ise 1 ile 5 yıl arasında çözünebilen cinstenmiş. Ah şu plastik, nereden girdin hayatımıza! Her yerimizi öyle kuşatmış durumda ki, ne kadar istemesek de mutlaka evin içine girecek bir delik buluyor işte! İlla da kullanacaksak bari çözünmesini görmeye ömrümüzün yettiğini tercih edelim…

Bu arada Selpak’ın parfümlü ürünleri bu özellikte değil, çevre dostu olan ürününün ambalajında ibare var zaten, buna dikkat…

Sofia Tuvalet Kağıdı


Bir de Sofia var benim marketlerde en sık karşılaştığım… Reklamlarını hatırlarsınız, çocuk korosu “fidanlar ağaca, ağaçlar ormana…” diye devam eden bildiğimiz şarkıyı “ormanlar havluya dönmemeli yurdumda” şeklinde bitiriyordu. Çok güzel fikir, içinde ekolojik mesaj olunca reklamlar bile sempatik gelebiliyor valla!

Neyse dönelim Sofia tuvalet kağıdına… Sofia, selülozu sürdürülebilir ormanlardan elde ediyor, bir de o ormanların gelişimine katkı sağlıyor. Sofia markasının üreticisi Lila Kağıt, Türkiye’de endüstriyel orman ağaçlandırması yapan ENAT’ın sponsoru. Bu firma aynı zamanda fidan dikme ve ağaçlandırma projeleri için TEMA Vakfıyla ortak çalışmalar da yapıyormuş, bu ortaklık sonucu Balıkesir’in Kepsut beldesinde 5.000 fidanlık bir ‘Sofia Hatıra Ormanı’ oluşturulmuş…

Bu arada Sofia’nın tuvalet kağıdı dışında, kağıt havlu ve günlük peçete gibi diğer ürünlerinde de selüloz aynı şekilde elde ediliyor, zaten ambalajların üzerinde aynı ibareyi görebilirsiniz…

Sofia Kağıt adlı bir YouTube hesabı da var, burada “Endüstriyel Ağaç Nedir?” başlıklı videoya da bir göz atabilirsiniz, endüstriyel ormanların neden ve nasılları kısaca anlatılıyor…

 

Kişisel Bakım Ürünlerinde Kullanılan Tartışmalı Kimyasallar

ToxicBanner_0

Sıklıkla kullanılan şampuan, sabun, krem gibi kişisel bakım ürünlerinde kullanılan bazı kimyasallar, insan sağlığına ve çevreye verdikleri zarar açısından tartışılıyor. Bu kimyasallar arasında yüksek risk grubunda gösterilen bazılarını, ürünlerin içindekiler kısmında yazılan isimleri ve potansiyel zararlarıyla birlikte paylaşmak istiyorum. Uzunca bir liste maalesef ama gündelik hayatınızın bir parçası olan ürünlere daha farklı bakmanızı ve umarım alternatifler aramanızı sağlayacak. İşte madde madde tartışmalı kimyasallar:

  1. PARABEN: Paraben kişisel bakım ürünlerinde en sık kullanılan koruyucu kimyasal madde. Ürünlerin içindekiler kısmında METHYLPARABEN, ETHYLPARABEN, PROPYLPARABEN, BUTHYLPARABEN veya ISOBUTYLPARABEN şeklinde yazılıyor. Ayrıca aromatik içerik olarak da kullanılıyor ama bu ticari sır sayıldığı için üreticilerin içindekiler kısmında belirtme zorunluluğu yok. Bu durumda kozmetik ürünlerin çoğunda parabenin olduğunu düşünebiliriz. Özellikle meme kanseri tümörlerinde bu maddeye rastlandığı için kanser riskini arttırıcı özelliği olabileceği bilimsel olarak tartışılıyor. Ayrıca erkeklerde üreme işlevlerini olumsuz etkilediği iddia ediliyor. “Az miktarda kullanımın olumsuz etkisi olmaz!” genelde paraben kullanan üretici dünyasının mottosu, aynı şey başka katkı maddelerini savunmak için de söyleniyor. Amerika’da CDC’nin (Centers for Disease Control and Prevention) yürüttüğü bir araştırma için alınan farklı idrar örneklerinde dört farklı parabene rastlanmış, bu da ürünlerin içeriğindeki düşük miktarın etkiyi önlemediğini gösteriyor.
  2. DEA (DIETHANOLAMINE) ve bileşenleri ve bununla bağlantılı MEA (MONOETHANOLAMIDE), TEA (TRIETHANOLAMINE) adlı kimyasallar: Krem kıvamındaki ve köpüren ürünlerde kullanılıyor, yani bir çok sabun, nemlendirici ve şampuanda… Uzun süreli kullanımlarda yine kanser riski var çünkü kozmetiklerdeki nitritlerle tepkimeye girip kanserojen bir madde olan nitrozaminin oluşumuna yol açabiliyor. Ayrıca suya karışan ürünlerde kullanıldığı için deniz canlılarına da zararı var. Avrupa Birliği Kozmetik Yönetmeliği bu maddenin kullanımına bazı sınırlar getirmiş…
  1. BHA (BUTYLATED HYDROXYANISOLE) ve BHT (BUTYLATED HYDROXYTOLUENE): Nemlendirici ve makyaj malzemelerinde kullanılıyor. Yine kanserojen, hormonların işleyişini etkiliyor ve deniz canlıları için zararlı. Uluslararası Kanser Araştırmaları Enstitüsü BHA maddesini olası kanserojenler arasında sayıyor. Uzun süreli kullanım böbrek, karaciğer ve akciğer sorunlarına yol açabiliyor. Avrupa Birliği BHA maddesinin kozmetik ürünlerde aromatik içerik olarak kullanımını yasaklamış, California eyaletinde BHA içeren ürünler bu içeriğin kansere yol açabileceğini söyleyen uyarıcı etiketler koymak zorundalarmış…
  2. Formaldehit salan koruyucular; DMDM HYDANTOIN, DIAZOLIDINYL UREA, IMIDAZOLIDINYL UREA, METHENAMINE, veya QUARTERNIUM-15: Bu formaldehit denen madde aslında sınırlı oranda doğal olarak bulunabiliyormuş ama küresel endüstri yılda 21 milyon tona yakın ürettiği için doğalıyla yetinemiyor haliyle! Bahsedilen koruyucular küçük miktarlarda formaldehit salıyorlarmış fakat Uluslararası Kanser Araştırmaları Merkezi’ne göre formaldehit maddesi kanserojen. Bir de bu maddeleri içeren ürünlerden nefes yoluyla da formaldehit alınabiliyor. AB standartlarına göre “bu ürün formaldehit” içermektedir uyarısını koymak zorunlu!
  3. PEG (POLYETHYLENE GLYCOLS): Kozmetik ürünlerde kıvam verici, çözücü, yumuşatıcı gibi işlevler için kullanılıyor. Etilen oksit içerebiliyorlar ve bu da kanserojen ve sinir sistemini olumsuz etkileyebiliyor. PROPYLENE GLYCOL da deriye çabuk nüfuz eden bir kimyasal ve alerjik tepkilere yol açabiliyor.
  4. PETROLATUM: Genelde saç bakım ürünlerinde, dudak kremlerinde ve cilt bakım ürünlerinde kullanılıyor. Bu maddeye üretim sürecinde, cilde uzun süreli temasının kanserojen etkisi olduğu söylenen Polisiklik Aromatik Hidokarbonlar (PAH) bulaşabiliyor. Bu sebeple Avrupa Birliği, petrolatum maddesini kanserojen olarak tanımlıyor ve kozmetik ürünlerde kullanımını sınırlıyor. Petrol kökenli bir diğer madde de mineral yağlar (PARAFFIN, PARAFFINUM LIQUIDUM, PETROLEUM, PROLATUM OIL, WHITE MINERAL OIL gibi isimleri olabilir). Bebek ve vücut losyonları, sabunlar ve makyaj ürünlerinde kullanılıyor. Aynı PAH sorunu bu maddede de var. Ayrıca, düzenli ve uzun süreli kullanımlarda, mineral yağını hazmetmek için çok fazla çalışması gereken karaciğeri olumsuz etkileyebiliyor. Cilde uygulandığında çoğunlukla cildin nefes almasını engelliyor. Gözeneklerin normal gelişimine engel olduğu için düzenli kullanıldığında cildin erken yaşlanmasına sebep olabiliyor. İyi arıtılmamış mineral yağı, uzun ve düzenli kullanımlarda cilt kanserine yol açabiliyor.
  5. SLES (SODIUM LAURETH SULFATE) ve SLS (SODIUM LAURYL SULFATE): Şampuan ve temizleme jelleri gibi köpüren ürünlerde kullanılan bu maddelere fazla maruz kalmanın sonuçları arasında nefes darlığı ve çeşitli cilt tahrişleri gösteriliyor. Ayrıca vücutta 5 güne kadar kalabilen SLS bu sürede kalp, karaciğer, akciğer ve beyinde kalıcı kalıntılar bırakabiliyormuş. Üretim sürecine göre bu maddeye de kanserojen olduğu tartışılan kimyasallar ETHYLENE OXIDE ve 1,4-DIOXANE bulaşabiliyor. Kolay çözülemeyen bu madde üretim aşamasında bir yöntemle arındırılabiliyor, fakat her SLES içeren ürünün bu aşamadan geçip geçmediğini nasıl bilebiliriz? İçinde “ETH” olan diğer kimyasallar da ethylene oxide ve 1,4-dioxane bulaşma riski taşıyorlar…
  6. TRICLOSAN: Diş macunu, sabun, deodorant, deterjan gibi anti bakteriyel ürünlerde kullanılıyor, hormon dengesinin yanında deniz canlıları ve diğer canlılara da zarar verebiliyor.
  7. OXYBENZONE, OCTYL METHOXYCINNAMATE, RETINYL PALMITATE, AVOBENZONE, BENZOPHENONE-3, BUTYL METHOXYDIBENZOYLMETHANE, CINOXATE, DIOXYBENZONE, HOMOSALATE, MENTHYL ANTHRANILATEPADIMATE O, PARA AMINO BENZOIC ACID, PHENYLBENZIMIDAZOLE, SULISOBENZONE: Güneş kremlerinde kullanılan bu kimyasallar güneş ışığına maruz kalındığında iltihap, cilt tahrişleri, alerjik tepki gibi zararlı etkileşimlere yol açabiliyor ve kanseri tetikleyebiliyor. TITANIUM DIOXIDE ve ZINC OXIDE içeren doğal güneş kremlerinin güvenli alternatifler oldukları belirtiliyor.
  8. TALC (talk pudrası): Bebek pudralarında, yüz ve vücut pudralarında kullanılan talk pudrası aslında tek başına yüksek risk grubundaki maddeler arasında gösterilmiyor. Fakat üretim sürecinde, Avrupa Birliği, EPA (ABD Çevre Koruma Ajansı), IARC (Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı) tarafından yüksek oranda kanserojen olduğu açıklanan ABESTIFORM FIBERS bulaşma riski taşıyor. Bu maddenin yumurtalık kanseri için büyük oranda tetikleyici etkisi olduğu tartışılıyor. Solunması oldukça zararlı, ciğerlere yerleşiyor ve nefes bozukluklarına yol açabiliyor.
  9. ALUMINIUM: Deodorantlarda çok kullanılan bir madde. Alüminyum içeren ürünlerin düzenli olarak kullanımının, Alzheimer, beyin fonksiyonlarında bozukluk ve göğüs kanseri gibi sonuçlara yol açma riski taşıdığı tartışılıyor.
  10. KURŞUN, CIVA, KADMİYUM, ARSENİK, NİKEL: Bu gibi ağır metaller gelişim bozuklukları, hafıza kaybı, sinir sisteminde tahribat, kas bozuklukları, bağışıklık sistemi, kan dolaşımı ve karaciğer sorununa gibi birçok sağlık sorununa yol açabiliyor. Özellikle makyaj malzemelerinde bu metallerin çoğu bulunuyor.

Rujunuzun içinde ağır metaller bulunup bulunmadığını basit bir yöntemle test edebiliyorsunuz. Elinizin bir köşesine biraz ruj sürün ve altın yüzüğü yaklaşık 15 saniye üzerine sürtün, rujun rengi kararırsa bu ağır metaller içerdiğini gösterir. Başka bir yöntem; bir alüminyum folyo üstüne ruju sürün, bir parça mendil ya da kağıt havluyla 10 saniye boyunca ruj sürdüğünüz yeri ovun, mendili kaldırdığınızda üzerinde siyahlık görüyorsanız kullandığınız ürün ağır metaller içeriyor demektir. İşte bu basit deney yöntemiyle ilgili videolar:

 

Environmental Defence tarafından yürütülen bir araştırmada 49 farklı makyaj ürünü içerdikleri ağır metalleri tespit etmek amacıyla test edilmiş ve aşağıdaki gibi bir tablo ortaya çıkmış:

makyaj ürünleri araştırma

 

Bu tabloya göre, Türkiye’de de satışı olan araştırma kapsamındaki ürünler arasında en az ağır metal içerenler şöyle:

 

Maybelline Colossal Volum Express Drenched

Mary Kay Mineral Powder Foundation (Bronze 2)

Sephora Sculpting Powder Trio (Beige)

Sephora Sun Disk (01 Copper),

Anabelle Mineral Pigment Dust (Solar)

Urban Decay XXX Shine Cooling Lipgloss (Guys Love Betsey)

 

Araştırmayla ilgili detaylı PDF dosyasını şu adresten indirebilirsiniz: http://environmentaldefence.ca/reports/heavy-metal-hazard-health-risks-hidden-heavy-metals-in-face-makeup

 

 

 

 

*** Bu içerik oluşturulurken şu kaynaklardan yararlanılmıştır:

 

 

Kişisel Bakım ve Ötesi

kisisel bakim

Şampuan, sabun, krem gibi bir sürü ürünün raf ömrünü uzatmak için kullanılan koruyucu kimyasallar var, bunların bazıları tartışmalı ve her ne kadar “kesin kanıtlanmış bir zararı yok ama” gibi şeyler de söylense, alternatif ürünlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu tartışmalı maddeleri kullanmadan da oluyormuş demek ki…

Paraben kişisel bakım ürünlerinde en sık kullanılan koruyucu kimyasal madde. Ürünlerin içindekiler kısmında methylparaben, ethylparaben, propylparaben, buthylparaben veya isobutylparaben şeklinde yazılıyor. Ayrıca aromatik içerik olarak da kullanılıyor ama bu ticari sır sayıldığı için üreticilerin içindekiler kısmında belirtme zorunluluğu yok. Bu durumda kozmetik ürünlerin çoğunda parabenin olduğunu düşünebiliriz. Özellikle meme kanseri tümörlerinde bu maddeye rastlandığı için kanser riskini arttırıcı özelliği olabileceği bilimsel olarak tartışılıyor. Ayrıca erkeklerde üreme işlevlerini olumsuz etkilediği iddia ediliyor. “Az miktarda kullanımın olumsuz etkisi olmaz!” genelde paraben kullanan üretici dünyasının mottosu, aynı şey başka katkı maddelerini savunmak için de söyleniyor. Amerika’da CDC’nin (Centers for Disease Control and Prevention / Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezleri) yürüttüğü bir araştırma için alınan farklı idrar örneklerinde dört farklı parabene rastlanmış, bu da ürünlerin içeriğindeki düşük miktarın etkiyi önlemediğini gösteriyor. Bir de şöyle düşünün, zararlı kimyasallara bir gün içinde sadece tek ürünle maruz kalmıyoruz ki; sabun, deodorant, şampuan, krem, makyaj malzemesi vs. gibi bir sürü ürünü aynı gün içinde, hatta bir çok kez kullanabiliyoruz!

Hala tartışmalı olduğu söylense de böyle bir risk var ve dünyada da paraben içermeyen ürünlere olan talep arttığı için bu nitelikte daha fazla ürünü piyasada görebiliyoruz.

Paraben dışında en çok tartışılan diğer maddeler ise şunlar: DEA (Diethanolamine) ve bileşenleri, BHA (Butylated Hydroxyanisole) ve BHT (Butylated Hydroxytoluene), Formaldehit salan koruyucular, DEP (Diethyl Phthalate), PEG (polyethylene glycols), Propylene glycol, Cyclomethicone ve siloxane ile biten içerikler. Bu bahsettiğimiz maddelerin çoğunlukla kanserojen oldukları, uzun vadede hormonlar, karaciğer ve böbrekler üzerinde olumsuz etkileri olduğu tartışılıyor. Farklı kimyasalların, ürünlerin içindekiler kısmında rastlanılan adlarını merak edenler ve daha detaylı bilgi isteyenler blogdaki şu yazıma göz atabilirler.

Bir de araştırdığımda hayretler içinde kaldığım, işin “doğal tahribat” boyutu var. Bu tahribat, birçok kişisel bakım ürününün ana maddelerinden olan ve insan sağlığı açısından gayet masum bir ürün olan “bitkisel gliserin” ile bağlantılı. Bitkisel gliserinin yapımında farklı bitkisel yağlar kullanılabiliyor. İşin kötüsü, bunlar arasında palmiye yağı da var! Bir bitkisel gliserin, palmiye, Hindistan cevizi, anason, soya veya kolza tohumu yağlarından elde edilebiliyor. Aldığımız doğal kişisel bakım ürünlerinde kullanılan gliserinin, doğaya bu kadar tahribat veren şekilde üretilen palmiye yağını içerip içermediğini nereden bileceğiz??? Aklıma gelen çözüm, bilgi alma hakkımızı kullanarak firmalarla iletişime geçmek ve ürünlerindeki gliserinin hammaddesini öğrenmeye çalışmak!

Standart bir markete girdiğinizde ulaşabileceğiniz, ‘paraben içermez’ ya da ‘alüminyum içermez’ ibaresini taşıyan çok fazla kişisel bakım ürünü yok maalesef. İşin bir de karbon ayak izi boyutuna baktığımıza, hem yerli üretim olup hem de paraben ve diğer zararlıları içermeyen, kolay ulaşılabilir ürün bulmak iyice zorlaşıyor!

Az da olsa, hem insan sağlığı hem de çevre duyarlılığı açısından içimiz daha rahat alabileceğimiz ürünler de yok değil. Bazı öneriler için kişisel bakım kategorisindeki yazılara göz atabilirsiniz…