Kişisel Bakım Ürünlerinde Kullanılan Tartışmalı Kimyasallar

ToxicBanner_0

Sıklıkla kullanılan şampuan, sabun, krem gibi kişisel bakım ürünlerinde kullanılan bazı kimyasallar, insan sağlığına ve çevreye verdikleri zarar açısından tartışılıyor. Bu kimyasallar arasında yüksek risk grubunda gösterilen bazılarını, ürünlerin içindekiler kısmında yazılan isimleri ve potansiyel zararlarıyla birlikte paylaşmak istiyorum. Uzunca bir liste maalesef ama gündelik hayatınızın bir parçası olan ürünlere daha farklı bakmanızı ve umarım alternatifler aramanızı sağlayacak. İşte madde madde tartışmalı kimyasallar:

  1. PARABEN: Paraben kişisel bakım ürünlerinde en sık kullanılan koruyucu kimyasal madde. Ürünlerin içindekiler kısmında METHYLPARABEN, ETHYLPARABEN, PROPYLPARABEN, BUTHYLPARABEN veya ISOBUTYLPARABEN şeklinde yazılıyor. Ayrıca aromatik içerik olarak da kullanılıyor ama bu ticari sır sayıldığı için üreticilerin içindekiler kısmında belirtme zorunluluğu yok. Bu durumda kozmetik ürünlerin çoğunda parabenin olduğunu düşünebiliriz. Özellikle meme kanseri tümörlerinde bu maddeye rastlandığı için kanser riskini arttırıcı özelliği olabileceği bilimsel olarak tartışılıyor. Ayrıca erkeklerde üreme işlevlerini olumsuz etkilediği iddia ediliyor. “Az miktarda kullanımın olumsuz etkisi olmaz!” genelde paraben kullanan üretici dünyasının mottosu, aynı şey başka katkı maddelerini savunmak için de söyleniyor. Amerika’da CDC’nin (Centers for Disease Control and Prevention) yürüttüğü bir araştırma için alınan farklı idrar örneklerinde dört farklı parabene rastlanmış, bu da ürünlerin içeriğindeki düşük miktarın etkiyi önlemediğini gösteriyor.
  2. DEA (DIETHANOLAMINE) ve bileşenleri ve bununla bağlantılı MEA (MONOETHANOLAMIDE), TEA (TRIETHANOLAMINE) adlı kimyasallar: Krem kıvamındaki ve köpüren ürünlerde kullanılıyor, yani bir çok sabun, nemlendirici ve şampuanda… Uzun süreli kullanımlarda yine kanser riski var çünkü kozmetiklerdeki nitritlerle tepkimeye girip kanserojen bir madde olan nitrozaminin oluşumuna yol açabiliyor. Ayrıca suya karışan ürünlerde kullanıldığı için deniz canlılarına da zararı var. Avrupa Birliği Kozmetik Yönetmeliği bu maddenin kullanımına bazı sınırlar getirmiş…
  1. BHA (BUTYLATED HYDROXYANISOLE) ve BHT (BUTYLATED HYDROXYTOLUENE): Nemlendirici ve makyaj malzemelerinde kullanılıyor. Yine kanserojen, hormonların işleyişini etkiliyor ve deniz canlıları için zararlı. Uluslararası Kanser Araştırmaları Enstitüsü BHA maddesini olası kanserojenler arasında sayıyor. Uzun süreli kullanım böbrek, karaciğer ve akciğer sorunlarına yol açabiliyor. Avrupa Birliği BHA maddesinin kozmetik ürünlerde aromatik içerik olarak kullanımını yasaklamış, California eyaletinde BHA içeren ürünler bu içeriğin kansere yol açabileceğini söyleyen uyarıcı etiketler koymak zorundalarmış…
  2. Formaldehit salan koruyucular; DMDM HYDANTOIN, DIAZOLIDINYL UREA, IMIDAZOLIDINYL UREA, METHENAMINE, veya QUARTERNIUM-15: Bu formaldehit denen madde aslında sınırlı oranda doğal olarak bulunabiliyormuş ama küresel endüstri yılda 21 milyon tona yakın ürettiği için doğalıyla yetinemiyor haliyle! Bahsedilen koruyucular küçük miktarlarda formaldehit salıyorlarmış fakat Uluslararası Kanser Araştırmaları Merkezi’ne göre formaldehit maddesi kanserojen. Bir de bu maddeleri içeren ürünlerden nefes yoluyla da formaldehit alınabiliyor. AB standartlarına göre “bu ürün formaldehit” içermektedir uyarısını koymak zorunlu!
  3. PEG (POLYETHYLENE GLYCOLS): Kozmetik ürünlerde kıvam verici, çözücü, yumuşatıcı gibi işlevler için kullanılıyor. Etilen oksit içerebiliyorlar ve bu da kanserojen ve sinir sistemini olumsuz etkileyebiliyor. PROPYLENE GLYCOL da deriye çabuk nüfuz eden bir kimyasal ve alerjik tepkilere yol açabiliyor.
  4. PETROLATUM: Genelde saç bakım ürünlerinde, dudak kremlerinde ve cilt bakım ürünlerinde kullanılıyor. Bu maddeye üretim sürecinde, cilde uzun süreli temasının kanserojen etkisi olduğu söylenen Polisiklik Aromatik Hidokarbonlar (PAH) bulaşabiliyor. Bu sebeple Avrupa Birliği, petrolatum maddesini kanserojen olarak tanımlıyor ve kozmetik ürünlerde kullanımını sınırlıyor. Petrol kökenli bir diğer madde de mineral yağlar (PARAFFIN, PARAFFINUM LIQUIDUM, PETROLEUM, PROLATUM OIL, WHITE MINERAL OIL gibi isimleri olabilir). Bebek ve vücut losyonları, sabunlar ve makyaj ürünlerinde kullanılıyor. Aynı PAH sorunu bu maddede de var. Ayrıca, düzenli ve uzun süreli kullanımlarda, mineral yağını hazmetmek için çok fazla çalışması gereken karaciğeri olumsuz etkileyebiliyor. Cilde uygulandığında çoğunlukla cildin nefes almasını engelliyor. Gözeneklerin normal gelişimine engel olduğu için düzenli kullanıldığında cildin erken yaşlanmasına sebep olabiliyor. İyi arıtılmamış mineral yağı, uzun ve düzenli kullanımlarda cilt kanserine yol açabiliyor.
  5. SLES (SODIUM LAURETH SULFATE) ve SLS (SODIUM LAURYL SULFATE): Şampuan ve temizleme jelleri gibi köpüren ürünlerde kullanılan bu maddelere fazla maruz kalmanın sonuçları arasında nefes darlığı ve çeşitli cilt tahrişleri gösteriliyor. Ayrıca vücutta 5 güne kadar kalabilen SLS bu sürede kalp, karaciğer, akciğer ve beyinde kalıcı kalıntılar bırakabiliyormuş. Üretim sürecine göre bu maddeye de kanserojen olduğu tartışılan kimyasallar ETHYLENE OXIDE ve 1,4-DIOXANE bulaşabiliyor. Kolay çözülemeyen bu madde üretim aşamasında bir yöntemle arındırılabiliyor, fakat her SLES içeren ürünün bu aşamadan geçip geçmediğini nasıl bilebiliriz? İçinde “ETH” olan diğer kimyasallar da ethylene oxide ve 1,4-dioxane bulaşma riski taşıyorlar…
  6. TRICLOSAN: Diş macunu, sabun, deodorant, deterjan gibi anti bakteriyel ürünlerde kullanılıyor, hormon dengesinin yanında deniz canlıları ve diğer canlılara da zarar verebiliyor.
  7. OXYBENZONE, OCTYL METHOXYCINNAMATE, RETINYL PALMITATE, AVOBENZONE, BENZOPHENONE-3, BUTYL METHOXYDIBENZOYLMETHANE, CINOXATE, DIOXYBENZONE, HOMOSALATE, MENTHYL ANTHRANILATEPADIMATE O, PARA AMINO BENZOIC ACID, PHENYLBENZIMIDAZOLE, SULISOBENZONE: Güneş kremlerinde kullanılan bu kimyasallar güneş ışığına maruz kalındığında iltihap, cilt tahrişleri, alerjik tepki gibi zararlı etkileşimlere yol açabiliyor ve kanseri tetikleyebiliyor. TITANIUM DIOXIDE ve ZINC OXIDE içeren doğal güneş kremlerinin güvenli alternatifler oldukları belirtiliyor.
  8. TALC (talk pudrası): Bebek pudralarında, yüz ve vücut pudralarında kullanılan talk pudrası aslında tek başına yüksek risk grubundaki maddeler arasında gösterilmiyor. Fakat üretim sürecinde, Avrupa Birliği, EPA (ABD Çevre Koruma Ajansı), IARC (Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı) tarafından yüksek oranda kanserojen olduğu açıklanan ABESTIFORM FIBERS bulaşma riski taşıyor. Bu maddenin yumurtalık kanseri için büyük oranda tetikleyici etkisi olduğu tartışılıyor. Solunması oldukça zararlı, ciğerlere yerleşiyor ve nefes bozukluklarına yol açabiliyor.
  9. ALUMINIUM: Deodorantlarda çok kullanılan bir madde. Alüminyum içeren ürünlerin düzenli olarak kullanımının, Alzheimer, beyin fonksiyonlarında bozukluk ve göğüs kanseri gibi sonuçlara yol açma riski taşıdığı tartışılıyor.
  10. KURŞUN, CIVA, KADMİYUM, ARSENİK, NİKEL: Bu gibi ağır metaller gelişim bozuklukları, hafıza kaybı, sinir sisteminde tahribat, kas bozuklukları, bağışıklık sistemi, kan dolaşımı ve karaciğer sorununa gibi birçok sağlık sorununa yol açabiliyor. Özellikle makyaj malzemelerinde bu metallerin çoğu bulunuyor.

Rujunuzun içinde ağır metaller bulunup bulunmadığını basit bir yöntemle test edebiliyorsunuz. Elinizin bir köşesine biraz ruj sürün ve altın yüzüğü yaklaşık 15 saniye üzerine sürtün, rujun rengi kararırsa bu ağır metaller içerdiğini gösterir. Başka bir yöntem; bir alüminyum folyo üstüne ruju sürün, bir parça mendil ya da kağıt havluyla 10 saniye boyunca ruj sürdüğünüz yeri ovun, mendili kaldırdığınızda üzerinde siyahlık görüyorsanız kullandığınız ürün ağır metaller içeriyor demektir. İşte bu basit deney yöntemiyle ilgili videolar:

 

Environmental Defence tarafından yürütülen bir araştırmada 49 farklı makyaj ürünü içerdikleri ağır metalleri tespit etmek amacıyla test edilmiş ve aşağıdaki gibi bir tablo ortaya çıkmış:

makyaj ürünleri araştırma

 

Bu tabloya göre, Türkiye’de de satışı olan araştırma kapsamındaki ürünler arasında en az ağır metal içerenler şöyle:

 

Maybelline Colossal Volum Express Drenched

Mary Kay Mineral Powder Foundation (Bronze 2)

Sephora Sculpting Powder Trio (Beige)

Sephora Sun Disk (01 Copper),

Anabelle Mineral Pigment Dust (Solar)

Urban Decay XXX Shine Cooling Lipgloss (Guys Love Betsey)

 

Araştırmayla ilgili detaylı PDF dosyasını şu adresten indirebilirsiniz: http://environmentaldefence.ca/reports/heavy-metal-hazard-health-risks-hidden-heavy-metals-in-face-makeup

 

 

 

 

*** Bu içerik oluşturulurken şu kaynaklardan yararlanılmıştır:

 

 

Kişisel Bakım ve Ötesi

kisisel bakim

Şampuan, sabun, krem gibi bir sürü ürünün raf ömrünü uzatmak için kullanılan koruyucu kimyasallar var, bunların bazıları tartışmalı ve her ne kadar “kesin kanıtlanmış bir zararı yok ama” gibi şeyler de söylense, alternatif ürünlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu tartışmalı maddeleri kullanmadan da oluyormuş demek ki…

Paraben kişisel bakım ürünlerinde en sık kullanılan koruyucu kimyasal madde. Ürünlerin içindekiler kısmında methylparaben, ethylparaben, propylparaben, buthylparaben veya isobutylparaben şeklinde yazılıyor. Ayrıca aromatik içerik olarak da kullanılıyor ama bu ticari sır sayıldığı için üreticilerin içindekiler kısmında belirtme zorunluluğu yok. Bu durumda kozmetik ürünlerin çoğunda parabenin olduğunu düşünebiliriz. Özellikle meme kanseri tümörlerinde bu maddeye rastlandığı için kanser riskini arttırıcı özelliği olabileceği bilimsel olarak tartışılıyor. Ayrıca erkeklerde üreme işlevlerini olumsuz etkilediği iddia ediliyor. “Az miktarda kullanımın olumsuz etkisi olmaz!” genelde paraben kullanan üretici dünyasının mottosu, aynı şey başka katkı maddelerini savunmak için de söyleniyor. Amerika’da CDC’nin (Centers for Disease Control and Prevention / Hastalık Kontrol ve Koruma Merkezleri) yürüttüğü bir araştırma için alınan farklı idrar örneklerinde dört farklı parabene rastlanmış, bu da ürünlerin içeriğindeki düşük miktarın etkiyi önlemediğini gösteriyor. Bir de şöyle düşünün, zararlı kimyasallara bir gün içinde sadece tek ürünle maruz kalmıyoruz ki; sabun, deodorant, şampuan, krem, makyaj malzemesi vs. gibi bir sürü ürünü aynı gün içinde, hatta bir çok kez kullanabiliyoruz!

Hala tartışmalı olduğu söylense de böyle bir risk var ve dünyada da paraben içermeyen ürünlere olan talep arttığı için bu nitelikte daha fazla ürünü piyasada görebiliyoruz.

Paraben dışında en çok tartışılan diğer maddeler ise şunlar: DEA (Diethanolamine) ve bileşenleri, BHA (Butylated Hydroxyanisole) ve BHT (Butylated Hydroxytoluene), Formaldehit salan koruyucular, DEP (Diethyl Phthalate), PEG (polyethylene glycols), Propylene glycol, Cyclomethicone ve siloxane ile biten içerikler. Bu bahsettiğimiz maddelerin çoğunlukla kanserojen oldukları, uzun vadede hormonlar, karaciğer ve böbrekler üzerinde olumsuz etkileri olduğu tartışılıyor. Farklı kimyasalların, ürünlerin içindekiler kısmında rastlanılan adlarını merak edenler ve daha detaylı bilgi isteyenler blogdaki şu yazıma göz atabilirler.

Bir de araştırdığımda hayretler içinde kaldığım, işin “doğal tahribat” boyutu var. Bu tahribat, birçok kişisel bakım ürününün ana maddelerinden olan ve insan sağlığı açısından gayet masum bir ürün olan “bitkisel gliserin” ile bağlantılı. Bitkisel gliserinin yapımında farklı bitkisel yağlar kullanılabiliyor. İşin kötüsü, bunlar arasında palmiye yağı da var! Bir bitkisel gliserin, palmiye, Hindistan cevizi, anason, soya veya kolza tohumu yağlarından elde edilebiliyor. Aldığımız doğal kişisel bakım ürünlerinde kullanılan gliserinin, doğaya bu kadar tahribat veren şekilde üretilen palmiye yağını içerip içermediğini nereden bileceğiz??? Aklıma gelen çözüm, bilgi alma hakkımızı kullanarak firmalarla iletişime geçmek ve ürünlerindeki gliserinin hammaddesini öğrenmeye çalışmak!

Standart bir markete girdiğinizde ulaşabileceğiniz, ‘paraben içermez’ ya da ‘alüminyum içermez’ ibaresini taşıyan çok fazla kişisel bakım ürünü yok maalesef. İşin bir de karbon ayak izi boyutuna baktığımıza, hem yerli üretim olup hem de paraben ve diğer zararlıları içermeyen, kolay ulaşılabilir ürün bulmak iyice zorlaşıyor!

Az da olsa, hem insan sağlığı hem de çevre duyarlılığı açısından içimiz daha rahat alabileceğimiz ürünler de yok değil. Bazı öneriler için kişisel bakım kategorisindeki yazılara göz atabilirsiniz…