Kırsalda ve Kentte Ekolojik Topluluk Etkisi

tangala 1

Global Ecovillage Network (GEN) Topluluğun Gücü başlıklı online bir buluşma düzenledi.  Bu buluşma ne zamandır yazmak istediğim GEN ve ekolojik topluluklarla ilgili yazıya vesile oldu.

İklim değişikliğiyle ilgili önlemler almak üzere farklı ülkelerin bir araya gelerek düzenlediği 2015 tarihli Paris İklim Anlaşması’na rağmen, alınan kararlar ve uygulamalar arasında hala büyük boşluklar var. GEN, hem kırsalda hem de kentlerde kurulan ekolojik toplulukların, bu boşlukları kapatmak adına çözümler sunduğunu ve ilham yarattığını, ‘ekolojik topluluk etkisinin’ daha geniş kitlelere ulaştırılması gerektiğini savunuyor.

Ben GEN ile 2015 yılında gittiğim Findhorn ekoköyünde tanıştım, bir yıl sonra da gönüllü elçisi oldum.

 

Ama ekolojik topluluk etkisiyle tanışmam daha öncesine dayanıyor. 2013 yılında, desteğe ihtiyacı olan ekolojik çiftlikleri gönüllülerle buluşturan WWOOF ağının Türkiye temsilcisi Tatuta üzerindeki bir çağrı aracılığıyla canım Tangala Çiftliği‘yle tanışmamıza…

Dünyanın farklı ülkelerinden gelen, ekolojik yaşama bir şekilde gönül vermiş bir grupla el ele verip haftalarca çalışarak bir kerpiç ev yaptığımız, birlikte pişirip yediğimiz, ortak bir mekanı paylaştığımız günlere… “Ekolojik topluluk etkisi”, insanın kendi elleriyle ve doğadan topladığı malzemelerle bir yuva inşa etmesi, diğer türlerle birlikte doğanın bir parçası olduğunu içselleştirmesi, zamanın insan toplumunun dinamiklerine göre sınırları çizilmiş bir kavram olmadığını, insanlar ve diğer canlılarla uyum içinde bir yaşam biçiminin mümkün olduğunu hissetmesi gibi getirilerin toplamı…

gen online summit 2019Topluluğun Gücü – İklim Değişikliği ve Farkındalık (Online Summit: The Power of Community-Climate Change and Consciousness) temalı online buluşma, GEN’in eylemleri ve ideallerini yansıtan, ‘başka bir yaşam mümkün’ diyerek yaptıkları ve söyledikleriyle ilham veren isimleri ücretsiz olarak insanlarla buluşturdu.  Konuşmalar maalesef sadece İngilizceydi, umarım daha sonra farklı dillerde de seçenekler sunulabilir. 1-10 Şubat 2019 tarihlerinde 30 etkili isimle yapılan röportajlar ücretsiz olarak yayınlandı. Her gün 3 röportajın yayınlandığı programın konuşmacıları arasında Joanna Macy, Charles Eisenstein, Satish Kumar, Fritjof Capra, Rob Hopkins gibi çevre aktivistleri, ekolojik düşünce konusunda öncü isimler, iklim değişikliğine yönelik yaratıcı çözümler üreten araştırmacılar ve girişimciler yer aldı. Daha fazla bilgi için etkinliğin websitesine bakabilirsiniz. Ayrıca çeşitli paylaşımlara ve tartışmalara dahil olmak isterseniz facebook grubuna da üye olabilirsiniz.

Bu programda yer alan konuşmacıların çeşitliliği önemli, çünkü ekolojik topluluk etkisinin sadece kırsalda bir ekoköyde veya ekolojik yerleşkede yakalanabilecek bir şey olmadığına dikkat çekiyor. Kırsalda bulunan, Findhorn ekoköyü gibi yaklaşık 50 yıllık geçmişe sahip köklü topluluklar veya sürdürülebilir kalkınma modeli oluşturan ekolojik çitflikler ve yerleşkeler “başka bir dünya mümkün” dedirten ilham verici örnekler.

Fakat kırsaldaki bu oluşumların yarattığı etkiyi kasabalara, mahallelere, şehirlerin geneline yaymak mümkün. Şehirlerde topluluk bahçeleri ve gıda toplulukları gibi girişimler, Slow City, Transition Towns gibi ilçeler ve şehirlerde gelişen, farklı ülkelerde yayılmaya devam eden modeller var.

Bir modele de gerek yok aslında, şehirde bir apartmanda oturanların bir araya gelerek atacağı ekolojik farkındalık adımları bile ekolojik topluluk etkisi yaratmak için yeterli! Su tasarrufu, alternatif enerji kullanımı ve evsel atıkların geri dönüşümüne yönelik uygulamalar, gıda atıkları için ortak bir kompost alanı yaratılması, kent ekosistemini besleyecek bahçe tasarımları gibi, sadece bir apartman ölçeğinde gerçekleştirilebilecek bir çok ekolojik girişim var. Şehirde bir apartmanla başlayıp birçok apartmana yayılabilecek bir ekolojik topluluk etkisi yakalamak mümkün! Bu, mahalleler ve genel olarak şehir planlamalarına doğru genişletilebilecek uygulamalara bir örnek… Ekolojik farkındalığı arttırmaya yönelik her türlü sosyal ve kültürel etkinlik de şehirde ekolojik topluluk etkisi yaratmaya yönelik önemli adımlar…

Şehri terk edip kırsalda doğal bir yaşam kurma arzusunda olan insan sayısı sürekli artıyor. Bununla ilgili haberler okuyoruz ama çoğumuzun çevresine bakması bile yeterli,  her birimiz bunu dillendiren en az 2-3 kişi tanıyordur. İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerdeki yoğun yapılaşma ve yeşil alanların gitgide azalması “doğaya dönme” arzusunu anlaşılır kılıyor. Fakat bu eğilim, doğayı şehirden uzak, ayrı bir kavram olarak konumlandırmaya yol açmamalı. Doğayı, insan toplumundan uzak, onun dinamiklerinden bağımsız, izole bir alan, bir sığınak olarak düşünmek yerine, şehirde veya kırsalda insanın parçası olduğu ve varlığından sorumlu olduğu bir bütün olarak görmek gerekiyor. İşte bu yüzden “ekolojik topluluk etkisi” sadece kırsaldan değil şehirden de dalgalanarak yayılacak bir şey, hatta şehirlerde dalgalanmasına daha çok ihtiyaç var; insan topluluğunun yoğunlaştığı şehirlerde, diğer canlıların ve doğanın tüm bileşenlerinin de topluluğun bir parçası olduğunu hatırlamamız gerekiyor.